Son güncellenme :13.01.2017 8:38

Anasayfa > Anasayfa > DİL ve MANTIK

13.01.2017 Cum, 8:38

DİL ve MANTIK

 

Ali Ercan

 

Değerli arkadaşlar, Türk Dil ailesi (Moğol, Tunguz, Kore ve Japon dil aileleri ile birlikte) Altay Dil grubuna aittir. (Haritada mavi renkle gösterilen) Dünyada yaklaşık 180 milyon insan (Dünya nüfusunun yaklaşık %2,4 ü) 20 değişik ‘lehçe’ de Türkçe konuşmaktadır.

 

Türkçe kuruluş, yapım bakımından dünyanın en mantıklı ve kavramsal ilişkilendirmede en üretken dillerinden biridir. Ne yazık ki, Yönetim dilinde ve eğitimdeki özensizlik, tarihi süreçlerdeki kültürel karışımlar, Din etkisi vb. nedenlerle mantıksal yapısı büyük yara almıştır. Bugün Anadolu’da kullanılan Türkçenin Altaylardan gelen duruluğu kalmamıştır. Yabancı kelimeler ve kavramlar sözcük toplamının çoğunluğunu oluşturmaktadır; Türkiye Türkçesinde kelimelerin ancak % 50 si öz Türkçedir; ~%25 Arapça, ~%15 Balkan ve Batı Dilleri, ~%10 Kafkas ve İran (Farsça) kökenli sözcükler bulunmaktadır.
Bundan çok daha acıklı olanı ise Türkiye Türkçesindeki semantik hatalardır. Bin yıllık genetik-kültürel karışımın beyinlerde yarattığı doğal kargaşanın sonucu, Kavramlar kaymış, dolayısıyla mantıksal örüntü kaybolmuş, dili konuşanların mantıksal düşünüm becerileri de güdük kalmıştır… Örneğin toparla(n)ış, bir araya geliş anlamındaki “Oğuş” kelimesi artık kullanılmamakta onun yerine, herhalde Müslümanlaşmayı Araplaşmak ile eş tutan anlayışın etkisi olmalı, “Aile” kelimesi kullanılmaktadır; Türkçe karşılığını yok sanan bir kimse, bu kavramın Türkçe’de, ve Türklerde bulunmadığını, Araplara borçlu olunduğunu, Türklerin İslam dinine girdikten sonra medenileşip (?) “Aile” kavramı ile tanış olduklarını düşünebilir; oysa ne kadar yanlış…
Yine, Arapça “fikir” karşılığı olan Öğ- kökünden (düşünsel anlamda toparlamak) şimdi bizim kullandığımız “düşünmek” karşılığı “öğ-ün-mek” sözcüğü de kullanılmaz olmuştur. Dil devrimi ile Türkçeyi olabildiğince bozulmamış öz haline, döndürmeyi amaçlayan Büyük Atatürk
“TÜRK, ÖGÜN, ÇALIŞ, GÜVEN” derken övünmeyi kastetmemiş, “düşün” anlamında “öğün” demiştir… Mustafa Kemal Atatürk’en 12 asır önce büyük Türk Hakanı Bilge Han da benzer şekilde, (Orhun yazıtları) şöyle sesleniyordu

:
“Ey Türk budunu, ökün…”

 

Arapça “Ders, Nasihat” anlamındaki “Öğ-üt” ve yine Arapça “Muallim” karşılığı “Öğleten” (Öğretmen) kelimeleri de bu kökten gelir.. Öğ bazı lehçelerde oy-ög-ök şeklindedir… Örneğin “oy vermek” aslında fikrini söylemek demektir. Rahmetli Uğur Mumcu’nun sık sık söylediği “Bilgi sahibi olunmadan, fikir sahibi de olunamaz” sözünü “Bilgi sahibi olmayan oy sahibi de olamaz” şekline aktarırsak, daha açık bir anlam yüklemiş oluruz.

 

Öte yandan bizim şimdi kullandığımız “düşünmek” kelimesi de aslında “anlamak” karşılığında idi; yani tüş- kökünden, geliyor. T(d)üşündüm demek “gördüğüm, duyduğum şey beynime düştü, yansıdı” anlamındadır. Rüya kelimesinin Türkçesi Tüş (veya düş) bu bağlamdadır. Azeri Dilinde “anladım” yerine “başa tüştüm” denir. Anlamak (doğrusu anı-la-mak) ise Arapça hatırlamak karşılığıdır… Hatıra yerine Türkçesi “anı” sözcüğü hala kullanılmaktadır.
Kavramlar Anadolu’da şöyle kaydı;

 

ASYA………….ANADOLU
Ögün-mek….> Düşün-mek
Düşün-mek…> Anla-mak
Anla-mak…..> Hatırla-mak (ar)

 

Özetle, an-ı-lamak yerine Arapça hatırlamak kelimesi girince, anlamak düşünmenin yerine geçmiş, düşünmek te öğünmek kelimesinin yerini almıştır.. ve böylece öğünmek sözcüğü (anlamsal olarak) unutulmuştur..
Büyük Atatürk Dilde öze dönmek çabasıyla bu ünlü, veciz sözünü söyledi; söyledi ama bu söz, Ankara belediyelerinin Kızılay Güven parkında, güvercin pisliği içinde yıkıma ve yok olmaya terk ettikleri Atatürk anıtının temelinde, paslanmış metal yazı halinde boş gözlerle bakan suratları seyrediyor; o kadar…
Atatürk,
“Ey Türk,
önce DÜŞÜN, kafanı çalıştır,
sonra bedenen ÇALIŞ, üret,
o zaman geleceğe GÜVEN le bakabilirsin”
demek istemişti, fakat herkes bundan “Türk oluşunla övün, gurur duy, böbürlen” anlamını çıkarttı; Yani gerçekte kimse öğünmedi!
***
Bu örneklerle şunu anlatmaya çalışıyorum.
Bir dil ne kadar mantıklı kurgulanmışsa, onu özenle kullanan beyinler de o kadar mantıklı düşünürler, yaratıcı olurlar. Kavramların kökenleriyle mantıklı ilişki düzeyi ve mantıklı örüntü beyindeki düşünce uzayının genleşmesini ve üretkenliğini artırır.
Mantıklı düşünen bireylerden oluşan bir toplumda iletişim rahat ve etkin olur. “…ben bunu demek istememiştim” veya “yanlış anlaşıldım…” şeklindeki mazeret beyanları Avrupa ülkelerinde pek görülmez, duyulmaz ama bizim iletişim engelli beyinlerle donanmış politikacılarımızdan sıklıkla duyarız.
Türkiye’de herkesin konuşup kimsenin kimseyi anlamamasının, düşük iletişimin derin nedeni etimolojik kıyıma uğramış, sakat ve güdük kalmış bir dildir.
Oysa Türkçe, Türkçe olduğunda “Dünyanın en matematik dili” idi… Sevgilerimle.æ

 

____________
Us (tr) : Akıl (ar)
Ög (tr) : Fikir (ar)
Ögünmek : To think over (ing) Se réfléchir (fr) Überdenken (alm)
Fotograf : Altaylar.

 

24 views

Bu yazıyı sosyal medyada paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

*